Başarı Dolu 30 Yıl...

NEY İLE AŞK (21.12.2015)

Ney sesi duyduğunuzda etkilenir misiniz?

İçiniz de bir huzur, bir derinlik hisseder misiniz?

Sizi bilmem ama ney sesi duyduğumda önce ürperir sonra derin bir huzur hissederim. Dünya güzelliklerini bir tarafa bırakır, manevi duygularımın esiri olurum…

Yüce yaratıcı Bezm-i Elest’te ruhlara musiki ile seslenmiştir. Bu sebepten insanlar musiki sayesinde aynı duyguları paylaşabilirler. Musiki, manevi bir temizlenme, ferahlama ve yücelme vasıtasıdır. Ruhu kir ve paslardan temizlediği gibi, batmış olan dikenleri de ayıklayarak tedavi eder.

         Musiki ile temizlenmeyen ruh yükselemez, aksine yerdeki bayağı ihtiraslara bulaşarak kirlenir ve körlenir. Gerçek musiki, insana sonsuz varlık hissettirir, sezdirir. Bu sezgiyle onu, O’na yaklaştırır ve nihayet ulaştırır. Bunda en etkili ses, ney sedasıdır.

Milattan önce 5000 yıllarından beri bilinen ney, Mezopotamya’dan dünyanın çeşitli yörelerine yayılmış, kamıştan yapılmış üflemeli bir sazdır. Türkler islamiyeti seçtikten sonra ney sazına daha farklı bakmıştır.

Hazreti Mevlana’nın felsefesinde ney, bir takım merhalelerden geçerek olgunlaşmış insanın sembolüdür ve aşk derdini anlatmadadır. Yüce yaratıcının üflediği nefesle hayat bulan, tıpkı insan gibi geldiği yere özlem duyan, iniltileri ile insanlara sırlar fısıldayan bir dosttur. Hazreti Mevlana’ya göre musiki Allah’ın lisanıdır.

Mevlana Hazretleri; neyi, sıradan bir saz olmaktan çıkarıp, olgunlaşmanın sembolü olarak görmüş, Tasavvuf musikisi ile Klasik Türk musikisinin baş sazı haline gelmesine sebep olmuştur. Mevlevilikte Ney’in yeri başkadır. Diğer sazlar olmasa da olur ama neysiz, ayin olmaz.

Can Ceylan, ‘‘Mevlana’dan önce ve sonra Mesnevi’’ adlı kitabında şöyle yazıyor;

Ney, o kimsenin yakinidir ki bütün maddi heveslerinden ve nefsinin dostlarından kopabilir yaradılışta olsun. Ney perdeleriyle böylelerine ses verir.

Ney, hakikati görmemize engel olan, bizi ya göz alıcı, çiy bir aydınlıkta yahut karanlıkta bırakan çokluk ve kesafet perdelerimizi ses ve sır perdeleriyle yıkar. Bizi hakiki sevgiliyle karşı karşıya bırakır. Ney, bizi bu sırra, bu saadete erdirecek kamil insanın, evliyanın nefesidir.

İnsan, ölmeden evvel, ölmek sırrına, yani nefsindeki kötülük, çirkinlik hallerini yok etme olgunluğuna erdiği zamandır ki, gaflet perdesi ortadan kalkar. İnsanı böyle bir olgunluk ve üstünlük seviyesine ulaştıran kuvvet, Allah sevgisidir. Gönül, bu en büyük sevgiyle, gölgesiz ve menfaatsiz dolduğu zamandır ki, insandaki ilahi kuvvetler, vücut ve madde kuvvetlerini mağlup eder.

İnsanın yalnız maddi hazları sevmesi şeklindeki dünya sevgisi, bütün geçici ve gösterişli güzelliğini kaybeder. Ruh, Tanrı’ya yaklaşmadaki benzersiz hazzı idrake başlar.

İşte böyle bir anda ruhun bütün manevi ihtiyaçlarını bir iksir ve bir merhem gibi, ney karşılar.

Ney, büyük varlığa karşı bütün özleyişlerini söyler. O söylerken ruh, kendi derin yarasının şifaya yüz tuttuğunu, kendi sonsuz yalnızlığının en büyük bir dostun huzuruyla giderildiğini derin saadetle hisseder.

Tanrı sevgisini ruhlara bir şifa gibi sunan insan, kamil insandır. Kamil insanlar, Allah’ın en yakınları ve onun sevgilileridir.  İşte ney, kamil insanların nefesiyle seslenir.

‘‘Aşk nasip işidir, hesap işi değil. Aşk adayıştır, arayış değil’’ diyen Hazreti Mevlana’yı 742. ölüm yıl dönümünde ney dinleyerek anmanızı, içinizdeki kiri, pası atarak, şifa bulmanızı dileriz.

 

Mehmet Ali Bayraktar

malibayraktar@yahoo.com

yükleniyor..