Başarı Dolu 30 Yıl...

SEÇİM SONRASI EKONOMİ (02.11.2015)

1 Kasım 2015 Pazar günü yapılan 26.Dönem Milletvekili Genel Seçimi Adalet ve Kalkınma Partisinin zaferiyle sonuçlandı. Buna göre; AKP %49.29 oy oranı 315 milletvekili,  CHP %25,50 oy oranı ile 134 milletvekili, MHP %12 oy oranı ile 40 milletvekili, HDP %10,69 oy oranı ile 61 milletvekili çıkartmış gözüküyor.

7 Haziran seçimlerinde 258 milletvekili çıkarabilen AKP, 1 Kasım’da yapılan tekrar seçimde 315 milletvekiline ulaştı. Bunun sebepleri ve sonuçları kamuoyunda ve partilerde tartışılır ve konuşulur. Umarız seçim sonuçlarından herkes gereken dersi çıkarır. Umarız seçim sonuçları ülkemize barış ve huzur getirir, ekonomide tıkanıklığın giderilmesine yardımcı olur. Umarız yeni hükümet kısa sürede kurulur ve başta ekonomi olmak üzere sosyal alandaki reformları yapabilir.

Bilindiği gibi Eylül ayında Türkiye’nin dış ticaret açığı % 47’ye gerilemiş, dış ticaret açığı da yüzde 46 azalarak 7,1 milyar dolardan 3,7 milyar dolara düşmüştü. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise 2014 Eylül ayında yüzde 66 iken, 2015 Eylül ayında yüzde 75’e yükselmişti. Ekonomideki bu pozitif gelişme seçim sonrasında da olumlu seyrini sürdürdü. 2 Kasım sabahı Amerikan Doları yüzde 4,96 değer kaybederek 2.76 TL’yi gördü. Euro da bu düşüşten nasibini aldı ve 3,06 TL’ye geriledi. Borsa İstanbul ise yükselişini sürdürdü.

Bilindiği gibi dünyada yaşanan durgunluk ve mali piyasalardaki sıkıntılar ülkemizi de yakından etkiliyor. Özellikle para piyasaları ve bankaların içinde bulunduğu sıkıntılar dünya ekonomisinin gündeminden düşmüyor.  Dolayısıyla bu pembe tablo çok uzun sürmeyecek…

23 Ekim 2015 tarihli Resmi gazetede Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun yönetmelik ve tebliğleri yayınlandı. Bu tebliğ ve yönetmeliklerin yayınlama amacı, Basel 3 uygulamaları ile uyumlu hale gelebilmek içindir. 31 Mart 2016’da yürürlüğe girecek uygulamaya göre; bankaların Merkez Bankası’nda tuttukları yabancı para zorunlu karşılıkların yüzde 50’si riskli varlıklar arasında hesaba katılacak…

BDDK ağustos ayı verilerine göre; Türkiye’de bankacılık sisteminin sermaye yeterlilik oranı yüzde 14.82’dir. Çekirdek sermayeye göre yapılan hesaplamada ise yüzde 12.5’dır. Merkez Bankası’nda tutulan döviz cinsi zorunlu karşılıklar ise 23 Ekim itibariyle 60 milyar doları döviz, 14 milyar doları altın olmak üzere toplam 74 milyar dolardır. BDDK tebliği uygulandığında; bunun yarısı olan 37 milyar dolar yani 109 milyar TL riskli varlıklar arasına ilave edilecek. Bu durumda da sermaye yeterlilik standart oranı yüzde 14.04’e, çekirdek sermaye yeterlik oranı ise yüzde 11.9’a düşecek.

Eee tamam da sonuçta ne olacak diyebilirsiniz…

Fortune Türkiye’nin tespitlerine göre; bankalar ilave sermaye koymadıkları sürece sermaye yeterlik oranları 1 puana yakın düşecek. Bu durumda, sermaye yeterliğinde sınır olan yüzde 12’ye yaklaşan bankaların ilave kredi vermekten, yeni şube açmaya kadar elleri kolları bağlanmış olacak. Ancak sermaye yeterlik oranlarının aşağı düşürmek istemeyen bankalar, Merkez Bankası’nda tercihli olarak döviz yatırdıkları karşılıkları çekerek, yerine TL koyabilirler. Bu durumda bankalar ilave maliyete katlanırken, Merkez Bankası da döviz rezervi kaybetmekle yüz yüze kalabilir. Seçim sonuçları piyasaları rahatlatırken, Merkez Bankası ve diğer bankalar BDDK’nın yeni düzenlemesiyle köşeye sıkışabilir ve Basel kâbusu ile karşılaşabilirler.

Yeni dönemde de ekonomimiz zorlu ve virajlı bir yolda hareket edecek. Elbette büyük badireler atlatmayacak ama biz yine de tedbirli ve temkinli olmakta yarar görüyoruz. Türkiye ekonomisinin üretimi, istihdamı ve ihracatı artırabilmesi için, reform niteliğinde radikal kararlar alması ve uygulaması gerektiğine inanıyoruz.

                  

Mehmet Ali Bayraktar

malibayraktar@yahoo.com

yükleniyor..