Başarı Dolu 30 Yıl...

KÜTÜPHANECİ (02.02.2015)

KÜTÜPHANECİ 

Devlet memurluğunun gözde olduğu, henüz özel sektörün ortada bulunmadığı, 1943 yılında yaşanmış bir öyküyü köşemizde sizinle paylaşalım istedik bugün…

O yıllarda devlet memuru olan Genç Mustafa’nın tayini kütüphaneci olarak Ürgüp Tahsin Ağa Kütüphanesi’ne çıkar. Mustafa Bey hemen görev yerine gider, işe başlar. Kütüphanede heyecanla okurları bekler; fakat ne gelen vardır ne de giden. Etraftakilerle konuşur, herkese anlatır: “Bakın kütüphane bomboş duruyor, gelin kitap okuyun.” Gelen giden olmaz.

Amirlerine durumu bildirir. ‘’Kardeşim otur oturduğun yerde, gelen giden olsa maaşın mı artacak? Başına daha fazla bela alacan, o kütüphaneye yıllardır kimse gelmez zaten.’’ Cevabını alır.

23 yaşındaki genç memur “Ne yapayım, ne yapayım?” diye düşünür. Sonunda aklına bir fikir gelir, eşine söyler. Eşi önce “Deli misin bey?” der, ama kocasının bir şeyler üretme, işe yarama çabasını yakından görünce fikri kabullenir.                                                                                                         
O dönem devletteki amirlerinin çıkardığı tüm engellerin tek tek, binbir güçlükle üstesinden gelir. Bıyıklı, kravatlı, asık yüzlü, sigara kokan bürokratları zorlukla ikna eder. Sonuçta bir eşek alır ve iki tane de sandık yaptırır. İki sandığa, kalınlığına göre 180-200 kitap sığar. Sandıkların üstüne “Kitap İade Sandığı” yazar. Kitapları eşeğe yükler ve köy köy gezmeye başlar.

Eşekli kütüphaneciyi gören köydeki çocuklar şaşırırlar. Mustafa Bey çocuklarla tek tek ilgilenir; “Çocuklar bunları okuyun, aranızda da değişin. On beş gün sonra aynı gün gelip alacağım. Aman yıpratmayın, diğer köylerdeki arkadaşlarınız da okuyacak” der.
          Mustafa artık Ürgüp’teki kütüphanede bir iki gün durmakta, diğer günler eşeği ile köy köy gezmektedir. Köylerdeki çocuklar Eşekli Kütüphaneciyi her seferinde alkışlarla karşılarlar, sevinç içinde yeni kitapları beklerler. Mustafa Amca‘nın ünü etrafa yayılır. Diğer devlet memurları makam odalarında oturup iş yapmazken, Mustafa Bey köy köy gezerek çocuklara kitap okuma imkânı sunmaktadır.

Zamanla insanlar kütüphaneye de gelmeye başlar. Mustafa bakar ki, kütüphaneye kadınlar hiç gelmiyor. Zenith ve Singer’e mektup yazar: “Bana dikiş makinesi yollayın, firmanızın adını kütüphanenin girişine kocaman yazayım“ der. Zenith dokuz tane, Singer bir tane dikiş makinesi yollar. Salı günlerini kadınlar günü yapar. Kumaşı alan kadın kütüphaneye koşar. On makine yetmediği için sıra oluşur. Sırada bekleyen kadınların eline birer kitap verir, beklerken okusunlar diye…

Okuma-yazma oranının düşüklüğünü görünce halkevlerine okuma yazma kursları vermeye gider. Halıcılık kursları başlatır, bölgede halıcılığı canlandırır…
Bütün bunlar olup biterken Valilik Mustafa hakkında dava açar. Kütüphaneci Mustafa,  “kendi görev tanımı dışında davranıyor” diye 50 yaşında baskıyla emekli edilir. Fakat zorla emekli edilen Mustafa Amca köylüler arasında efsane olur.

Yıllar geçtikçe köylerdeki çocuklarda okuma aşkı yerleşir. Kütüphaneci Mustafa, yaptığı işe yenilik ve değer katmıştır. Görev bölgesinde yaşayan çocuklara ve insanlara önemli katkılar sağlamıştır.
2005 yılında Mustafa Amca vefat eder. Tüm Kapadokya çok üzülür, aralarında toplanırlar. Ürgüp’e Eşekli Kütüphaneci Mustafa Güzelgöz ve eşeğinin heykelini dikerler. Nevşehir’den nice müdür, amir, vali, bürokrat, milletvekili, politikacı geçer. Birçoğunun adını kimse hatırlamaz ama Mustafa Güzelgöz ve eşeğinin hikâyesini pek çok kişi bilir…

Marifet, bu gök kubbede hoş bir seda bırakabilmektir…
 
 
Mehmet Ali Bayraktar
malibayraktar@yahoo.com

yükleniyor..