Başarı Dolu 30 Yıl...

KENDİNİ BESLEYEBİLMEK (07.01.2019)

Maslow'un teorisine göre; insanoğlunun en temel ihtiyacı fiziksel ihtiyaçlarıdır. İnsanoğlu öncelikle karnını doyurmalıdır. Aslında karın doyurmak ihtiyacı göz önüne alındığında, en zengin kişi ile asgari ücretli vatandaş arasında hiçbir fark yoktur.
Bilgisayar, otomotiv, cep telefonu olmadan hayat devam edebilir ama havasız, susuz ve gıdasız hayat, devam edemez. Bunu gören M. Kemal Atatürk “köylü milletin efendisidir” diyerek tarım ve hayvancılığa büyük önem vermiş, kendi kendine yeten bir Türkiye yaratmıştır. Sonraki yıllardan günümüze kadar, tarım ve hayvancılık alanında politikalar yanlış uygulanmış, sonuç olarak; Türkiye artık kendi kendini besleyebilen bir ülke olmaktan uzaklaşmıştır.
Türkiye, önlem alınmadığı taktirde yakın gelecekte açlık sınırına gelebilecektir. Tarım politikaları yaz-boz tahtasına dönmüş ve Türk tarımı can çekişir hale gelmiştir. İşlenen tarım alanları gitgide azalmıştır. Ne yazık ki, tarım desteklenmemiş, bunun yerine tarım ürünleri ithalatı destek görmüştür. Türkiye'de nüfus artarken başta hububat üretimi olmak üzere pek çok tarım üretimi azalmıştır. Hayvancılık da öyledir.
Türkiye'de 5 yaşın altındaki her 100 çocuktan 8'inin kilosu, olması gerekenden fazladır. Bunun nedeni ekmek tüketimidir. İnsani gelişim raporu verilerine göre; Türkiye'de 5 yaşın altındaki her 100 çocuktan 16'sının boyu yaşına göre kısadır. Bunun nedeni de protein eksikliğidir. Başta çocuklarımız olmak üzere, toplum olarak sağlıklı beslenemediğimiz açıktır.
Türkiye 1970'lere kadar kendi kendini besleyebilen 7 ülkeden biri idi. Kendi kendini besleyebilme ile kastedilen, bir ülkenin temel besin olarak adlandırılan tahıl ve hayvan ürünlerini dışarıdan almasına gerek kalmadan nüfusunu kendi imkanları ile doyurabilmesidir. Ne yazık ki ülkemiz kendi kendini besleyemez hale gelmiştir.
Dünya tahıl ticaretinin yüzde 80'ini elinde bulunduran ABD, bugün dünyanın büyük kısmının yediği ekmeği sağlayan ülke durumundadır. ABD eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'in dediği gibi; “ABD'nin yiyecek silahı Arap petrol kartellerinin elindeki petrol silahı ile boy ölçüşecek durumdadır.”
Bugün gelişmiş ülkelerin gerek üçüncü ülkelere ve gerekse birbirlerine karşı ödün vermedikleri tek konu tarımdır. Ayrıca gelişmiş ülkeler kendileri dışında herhangi bir ülkenin tarım alanında rekabete katılmasına kesinlikle izin vermemektedir. Türkiye de bu durumdan nasibini almış, ülkemiz tarımı yok olma noktasına getirilmiştir.
Türkiye'de köylü nüfusu azaltma yönünde yapılan telkinler işe yaramış, bunun neticesinde köyden şehre göç artmıştır. Sonuç olarak; vasıfsız köylü nüfus, kendi köyünde ekip biçtiği ile beslenip karnını doyurabilir iken, büyükşehirlerde üretici olmaktan çıkmış, dolayısıyla yoksulluk sınırında yaşamaya başlamıştır.
Köyünde mutlu ve karnı tok bir yaşam süren insanlar, uygulanan politikalarla şehirde yoksul, mutsuz, işsiz ve yoksul yığınlara dâhil olmuşlardır. 
Türk tarımının içinde bulunduğu durum içler acısıdır.
Bunun sebebi Türkiye’nin uyguladığı yanlış tarım politikasıdır. Başta tohum olmak üzere, tarım politikasının yeniden ele alınması, tarımsal üretimin yeniden desteklenmesi, tarımsal üretimin sanayi ile entegre edilmesi gerektiğine inanıyoruz. 
         Türkiye, tarım politikasını düzeltmeli, yeniden kendi kendini besleyebilir bir ülke konumuna getirilmelidir.
Atalarımızın dediği gibi; zararın neresinden dönersen kârdır.
Mehmet Ali BAYRAKTAR
mab@malibayraktar.com   

yükleniyor..