Başarı Dolu 30 Yıl...

KARL DETROİT’DEN NAZIM’A (01.08.2016)

1827 yılında Almanya'nın Magdeburg kentinde bir müzik öğretmeninin oğlu dünyaya gelir. Adını Karl Detroit koyarlar. Anne ve baba sürekli kavga ettiklerinden dolayı çocuk akrabaları tarafından yetimhaneye götürülür. Çocuk 12 yaşına geldiğinde bir gece yarısı bütün arkadaşları uyurken çarşafları birbirine dolayarak yetimhaneden kaçar ve Hamburg'a gider.


Büyük bir liman kenti olan Hamburg'da bir gemide miço olarak işe başlayan Karl Detroit, bütün Akdenizi dolaşıp, Marmara denizinden boğaza giren gemisinden Kız Kulesini görünce denize atlar ve Kız Kulesine doğru yüzmeye başlar.


Muhafızlar tarafından yakalanan Karl Detroit, şair olan Sadrazam Âli paşanın yanına götürülür. Sadrazam sorar; 'Neden kaçtın Almanya'dan?'


Karl Detroit cevap verir:'Dayak vardı orada, bıktım kaçtım' 'Peki ya neden Akdenizin onca yeri değil de İstanbul'da atladın denize evladım?' diye sorar Sadrazam. Kız kulesini gösterir Karl Detroit ve  'Ben o kuleyi çok sevdim' der.


Bir süre sonra Almanlar, Karl Detroit’i geri isterler. Sadrazam Âli Paşa 'hayır alamazsınız, o artık benim oğlum' der ve o gün Karl Detroit adı değişerek Mehmet Ali adını alır. Kısa bir süre sonra da askeri okula başlar. Aldığı eğitim onu gerçek bir asker yapar.  Zamanı geldiğinde Kırım harbine katılır. Aldığı eğitim ve gösterdiği cesaret ile herkesin gözüne girer.


Bir süre sonra da paşa unvanını alır. O artık sığındığı ülkenin bir Paşası’dır!


1878 Berlin anlaşmasına giden heyetin içinde yer alan Mehmet Ali Paşa, doğduğu ülkeye geri dönmüştür ancak artık o bir Osmanlı Paşasıdır. Almanya dönüşünde Arnavutluk'ta yolunu kesen eşkıyalar tarafından öldürülür. Eski adıyla Karl Detroit yeni adıyla Mehmet Ali Paşa, arkasında 4 kız çocuk bırakarak bu dünyadan ayrılır. Ardında bıraktığı kızlarından biri, Leyla hanımdır.


Leyla hanımın da bir kızı olur, adı da Celile hanımdır. İlk Türk ressamlardan olan Celile hanımın 15 Ocak 1902 yılında Selanik’te bir oğlu dünyaya gelir. Bu kişi büyüyüp Türk edebiyat tarihine adını yazdıracak ve ünlü bir şair olacaktır.


Bu ünlü şairimiz 1913'te Mekteb-i Sultani’de ortaokula başlar. Bir aile toplantısında denizciler için yazdığı bir kahramanlık şiiri nedeniyle Bahriye Mektebine gitmesine karar verilir. Karne değerlendirmelerinde zeki, orta derecede çalışkan, elbisesine özen göstermeyen, sinirli ve ahlakî tavırları iyi bir öğrenci olarak görülür.


1920'de arkadaşı Vala Nureddin ile Milli Mücadele’ye katılmak üzere ailesinden habersiz Anadolu'ya geçer. Bolu'da öğretmenlik yapar. Daha sonra Batum üzerinden Moskova'ya giderek siyasal bilimler ve iktisat eğitimi alır. 1921'de gittiği Moskova’da devrimin ilk yıllarına tanık olur ve komünizm ile tanışır.


1924'te Türkiye'ye dönerek Aydınlık Dergisi’nde çalışmaya başlar. Dergide yayınlanan yazılarından dolayı 15 yıl hapsi istenince tekrar Sovyetler Birliği'ne gider. 1928’de Af Kanunundan yararlanarak Türkiye'ye gelir. Bu defa Resimli Ay dergisinde çalışmaya başlar ancak 1938'de 28 yıl hapis cezasına çarptırılır. 12 yıl tutukluluktan sonra askere alınacağı ve öldürüleceği endişesiyle Sovyetler Birliği'ne geri döner.


25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulunca Türk vatandaşlığından çıkarılır. 3 Haziran 1963 tarihinde geçirdiği bir kalp krizi neticesinde 61 yaşında hayata gözlerini yumar. Bakanlar Kurulu'nun 10.01.2009 tarihinde Resmî Gazete'de yayınlanan kararıyla 58 yıl sonra yeniden Türk vatandaşı olur.


Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür


Ve bir orman gibi kardeşçesine…


Dizelerini anlamlı kılan, pek çok şiiri, eserleri bulunan ve soyağacından alıntılar yaptığımız, bu ünlü şairin adı Nazım Hikmet’tir…


Nazım’ı herkes tanır, soy ağacının Karl Detroit’e uzandığını bilen azdır.


Mehmet Ali Bayraktar
mab@malibayraktar.com


yükleniyor..